Sahipsiz Sevgiliye
Hatıranda saklı hatırı sayılır kaç yılın oldu? On mu, yirmi mi? Onca sene neler sığdırdın o küçücük dünyana, nelerle bezedin, süsledin kim bilir? Dolaştığın odalarda, içinde benim adımın geçtiği cümleler kurmaya korktun mu hiç? Senin adın öyle bir yer etmiş ki bende; korku seni uzaktan gördüğünde fersah fersah kaçar olmuş başkalarının aklını çelmeye. Ama bir [...]
Harap ve Izdırap
Harını almış,tutuşmuş gönüllerin biçaresi ab, izbe yollarında çizgileri olup izinden mi göndermek istiyordu. Takip edilen yolun götürdüğü yerde harlılığı haraplığı oluverirken aklından “işte takip edilmesi gereken yollar bu izdir” fikri geçiveriyordu. Gelinen yolun sonundaki kapıda ise “Izdırap” yazısı selamlıyor gelenleri. Ne tür bir yol tuttuğunu, nereye vardığını ya da nereden gelmiş olduğunun sorgularını o anda [...]
Afiyetin Mahiyeti
Afiyetin mahiyeti gönüllerde taht kurunca tokluk makam-ı ahkâma lütf edermiş. Saltanat bu topraklarda sefa sürdürürken, boy boy çocuklarını gelecek günlerin körlüğüyle büyütürdü. Bir kere göz kararınca bulanıklığın içerisinden ileriyi görmek pek mümkün değildir. Bugünde yaşanan acı-tatlı, iyi-kötü ne varsa hepsinin bir sebebi ve önemi olmalı kendince. Elbette var olmuş gerçekler onu yaşayanlarla filizlenmiştir. Bundan dolayıdır [...]
Bir Hikâye Daha Bitti
Sana yazacaklarım sadece bundan ibaret! Ben senden ne seni istedim, ne de sensizliğini istedim. Aradıklarım senin mevcudiyetinde değilde ruhaniyetindeydi. Umut direğinin altında kurduğum çadırımda topladım hayallerimi. Oysa senden arda kalanlar birkaç kelimelerin birleşip oluşturduğu devrilmiş cümlelerden ibaretti. Uzun geceler annem ne masallar, hikâyeler anlatırdı. Büyüleyici sandığım bütün o masallar, hikâyeler meğer senden ne kadarda uzakmış. [...]
Kalbi Doldurmak
Keşmekeşin içinde kalış, kendi kendi toparlayabilmenin çabası içinde boğulup gittiğimiz karanlık. Can pazarı furyası alıp götürürken insanları benlik denilenin aslında şu anda; “yok” kelimesini anlamlandırmakla meşgul. Bütün olanlar senin benim bildiğimiz türden bir şey değil. Garipsenecek hatta şaşılacak türden ama yadırganmaması hal olan türden bir hikâyeyi meydana getiriyor. Görünenler, bütün olanlar sadece suyun üzerine yansıyanlardan [...]
Sahte Rakamlar
Tarih yazmanın anlamı neydi acaba? İçerisinde barındırdığı muhteviyatında ne türlü tatlar barındırıyordu. Amaçlanan geçmişten geleceğe uzanan başı belli sonu olmayan köprüler miydi? Bugünü kaydederken (kaybederken) amaç; yarınlarda bugünün güzelliklerini, lezzetlerini saklamak mıydı? Bir umut hatıraların altına yazılan tarihlerde beklenenlerde; geleceğin yakıcılığının korkusundan geçmişin acılarını dindirecek ve yaşanmış mutlulukların tekerrürünü mü ummak? Bana, beynimizdeki ummandaki sakladığımız [...]
İstanbul Ağırlıyordu, İstanbul Ağlıyordu, İstanbul Ağlatıyordu
Süt gibi beyaz ve içinde tüm sırlarını salkıyabilmek. Oysa hiçbir zaman su gibi şeffaf tüm gerçekliğiyle kendini ortaya koyamayıp, hep bir gizem barındırmak. Bunlar; onu anlatan sadece birkaç kelimeden biriydi. Engin denizlerine bunca şeyi sığdırmışken bir şey yokmuş gibi esen sert rüzgârların getirdiği dalgalarla bir bir yutmaya devam ediyordu. İçinde birikmiş kinin mi eseriydi? Kalan [...]
Pahalı Tuvaller
Susmak mükâfatıydı. Sözcükler hiçbir zaman aktarmak istediği duygulara tercüman olamıyordu. Bulunduğu sessizliğin içinde bulanık olan her şey netleşiyordu ve de anlamına kavuşuyordu. O, onu bulunca da tüm hayatının sırları bir bir sergileniyordu. Gizeminin herkesçe paylaşılamayan bir anlam ifade etmesi ve güzel olan her şeyin açığa çıkması kaçınılmazdı. Dünya bile içine kapanıyordu bu güzel insan karşısında. [...]
Yollar….
Ufukta doğan güneşle gülücüklerimizle birbirimizi selamladık. Benden esirgemediği bu lütuf bana ne kadar güç veriyor bir bilseniz hepiniz kıskançlığın her harflerinin hakkını verirdiniz.
Kendime usul usul gelmeye çalışırken gün içinde yapmam gerekenleri planlamaya çalışıyordum. Bir önceki günlerin kısa bir muhasebesi ve daha önceden verilmiş olan sözlerin süzgeçten geçişinin keyifle seyri. Eee tabi geriden koştura [...]
MUTLU SON’u Bekleyen Hikaye
Beni senden alan neydi hatırlayamıyorum. Öylesine gereksiz şeyler olmalı bizi;çoğul şahıs kelimelerinde ‘bir’ iken, tekil şahıslarda farklı sözcüklerle anılmamıza sebep olan bütün her şey. Yalnızlığına katlanılır sanmıştım. Susup yutabilirim sanmıştım. Uyurken resimlerine bakıp rüyamda seni yaşatabilirim zannetmiştim. Seni rüyalarda bulduğumda yeni bir şeyi daha öğrendim. Rüyalardan da ağlayarak uyanılıyormuş. Seni geri getirmek için yapabildiğim tek [...]



